İnsanlar sevgilisine nikahlısı gibi davranmaktan, karşı cinsten arkadaş edinmekten, soyunup dışarı çıkmaktan, millete orasını burasını göstermekten, peki bu cahillere bakmaktan ne zaman vazgeçecek? Sözüm kendime, başı kapalılara, götü açıklara, sakallılara, herkese.. Herkes ayrı bir kafada..
Kiminin dünya umurunda değil, ar damarı çatlayalı milat olmuş. O güzel, saf duygular gitmiş. Hayvani, nefsi duygularla kaplanmış. Bir elinde sevgilisinin eli, diğer elinde birası, dudağında sevgilisinin dudağı.. Kıyafetler ise bizim gibi çağ dışı varlıklar için, onlara yakışmaz..*
Kiminde öyle bir kafa var ki anlamak mümkün değil. İslam'a hizmet edecekken vermediği zarar kalmayan, iyi örnek olması gerekirken, İslam'dan tabiri caizse uzaklaştıran, başı kapalı ama önüne gelen erkeğin elini sıkan, sünnet diye sakal bırakan ama kız arkadaşı olan, onlarla oturup kahve içen, sinemaya giden, daha neler neler..
Kimi var ki karşı cinsle arkadaşlık diye tutturmuş gidiyor. Eğer böyle bir şey mümkün olsa zaten Allah(c.c) bunu helal kılmaz mıydı?Niye geleceğimizi düşünmüyoruz? Eşimizi çocuklarımızı? Sen evlenmediğin biriyle otur-kalk, gez-eğlen, sinemaya git, yemek ye, hafta sonunda güneşli bir hava da güzel bir manzaraya karşı otur, sen arkadaşlık kisvesi altında bunların hepsini yap. Sonra eşin de bunları başka biriyle yapmış olarak gelecek karşına. Hiç mi acı çekmeyeceksin? İçin yanmayacak mı? Kim bilir hangi kızla-erkekle güldü, eğlendi diye düşünmeyecek misin? İçin kan ağlamayacak mı? O üç-beş saatlik buluşmanıza değecek mi bu? DEĞMEYECEK.. Belki her şeyini uğrunda yok sayabileceğin bir insanla tanışıyorsun hayatında ama daha onunla tanışmadan ona ihanet etmişsin, ne kadar mantıklı? Belki o tertemiz geliyor karşına ama sen? Bunun hesabı da sorulur elbet. Neyin kafasını yaşıyoruz o zaman? Herkes sormalı kendine.
Buraya sığanlardan çok daha fazlası var bu işin aslında.. Ar damarı çatlayanlara sözüm olmaz. Sadece bu Dünya'da hayat onlara güzel..
Helal daire keyfe kâfidir.
(*)İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav), utangaç kardeşinden bu huyundan vazgeçmesini söyleyen Medineli bir Müslümanın yanından geçti ve ona:
"Onu kendi haline bırak; zira hayâ imandandır." buyurdu.
(Buhari, İman 16; Müslim, İman 57-59)